Bizim Aile

Biz Reha, İpek, 14 yaşlarında ikizlerimiz Doruk ve Yağmur ile 3 yaşında köpeğimiz Lucky’den oluşan bir aileyiz. Bizi tanımak isterseniz aşağıda kendimizi tek tek tanıttık.

Dördümüzün de ortak zevkleri, her fırsatta dünyayı ve Türkiye’yi gezmek, gezdiğimiz yerlerde değişik restoranlarda değişik yemekleri tatmak, ardından da bunları eve döndüğümüzde denemek. Dünyanın bir çok yerinde yediğimiz güzel yemekleri evde mutlaka dener, aynı yemekle ilgili farklı tarifleri inceler, onlardan bir şeyler ekler, çıkarır, sürekli denemeler yaparız. Sonuçta beğendiklerimizi de fotoğraflayıp, not alırız.

İşte malum covid-19 döneminde hep beraber evde günlerimizi, haftalarımızı geçirirken hayatımıza her gün trafikte, gereksiz aktivitelerde geçirilerek kaybedilen fazladan birkaç saat girdi. Ailecek dedik ki, biz bunları bir blogda toplayalım. Adına da aile mutfağımız koyalım. Bizim gibi meraklılarla paylaşalım, sizlerden de yorumlarınızı alalım. Önerilerinizi birlikte deneyelim. Daha güzel olanları da buradan paylaşalım. İşte bu sitenin hikayesi de böyle başladı.

Bizler halen profesyonel ve üstelik yoğun çalışan bir aileyiz.  O yüzden zamanımız daha çok haftasonları ve tatillerle sınırlı.  Üstelik tamamen amatörüz. Bir de prensibimiz var. Kendimiz yapıp tatmadığımız, yapıp da beğenmediğimiz hiçbir şeyi paylaşmayalım dedik. O yüzden burada bazen haftalarca yeni bir tarif olmayabilir. Ama koyduysak mutlaka yapmış, tatmış, beğenmiş ve sizle paylaşmaya değer bulmuşuz demektir.

Diğer bir prensibimiz de ilginç olmayanı paylaşmayalım dedik. Yani burada zeytinyağlı pırasa tarifi göremezseniz. Tabii pırasanın içinde worcestershire sosu ekleyip güzel ve farklı bir tat yakaladığımıza inanmadıysak.    

Böylece çıktık yola. Mutfağımızda güzel kokular, masamızda leziz yemekler, damağımızda güzel tatlar, aklımızda yeni denemelerle…

Reha Argaç
Mayıs 2020

REHA ARGAÇ

Merhaba, ben Reha. 25 yıldır İstanbul’da yaşayan bir İzmir’liyim. Bilgi teknolojileri alanında yöneticilik yapan bir elektronik mühendisiyim. Ekonomi masterim var ayrıca liderlik ve yönetim, teknoloji, startuplar, dijital dönüşüm  konuları  profesyonel ilgi alanımın parçaları.

Yemek, gezmek ve yazmak ise hayatımın manevi besleyicileri. Gezmek hep bir tutku oldu içimde. Az bilinen yerleri gidip görmek, oradaki hayatı yaşamak, yediklerini yemek, yaptıklarını yapmak. Yazmak ise biraz bastırılmış bir ilgi alanım. Zaman bulamama, erteleme, yazdığını beğenmeme gibi sebeplerle gün yüzüne çıkmamış ama hep içimde olan bir diğer potansiyel tutkum diyeyim.

 Yemekle ise hayatımın çeşitli dönemlerinde farklı ilişkimiz olmuş. Aşk-nefret ilişkisi gibi biraz çarpık. 0-18 yaş dönemi ne üret, ne tüket dönemi; yani ağzındaki lokmayı sabaha kadar inat edip tutan, bu çocuk yemiyor diye doktora götürülen, sebzeden kaçan, meyveye burun kıvıran sıska bir çocukmuşum.

18-40 yaş arası ise üretme tüket dönemi; özetle doymak için yaşayan, çocukken annesine çok çektirip yemediği her yemeği ayıla bayıla yiyen, nasılsa spor yapıyorum, geziyorum, çalışıyorum deyip sınır tanımadan tüketen bir genç.

Sonra hem üret, hem tüket dönemi geliyor. 40’ından sonra sanırım, ufak tefek sağlık sinyalleri, 120 kg’ya dayanan kilo, gelişen damak tadı, biraz bu nasıl yapılıyor merakı, biraz ben bunun güzelini yaparım güveni, biraz ailenin biz de varız coşkusu, biraz akademik hayattan gelen araştırma ruhu  yanyana gelince kendimi mutfakta daha çok vakit geçiren, daha seçici, tatillerde iyi yemeği önemseyen,  iyi malzeme/ ilginç tarif araştıran, deneyen bir noktada buldum kendimi.

Son yıllarda ise bu merakım çocuklar ve eşimle beraber daha da arttı. Artık iyi üret, iyi tüket dönemi diyebiliriz 50’den sonrasına. Haftasonları ailecek mutfakta geçirdiğimiz veya bir malzemenin peşinde koşturulan zaman ya da o özel yemeği yemek için dünyanın bir ucunda bulunup gidilen restoran artık hayatımızın önemli bir parçası.


LUCKY ARGAÇ

Ben, Lucky. Secereli bir Border Colie cinsiyim. Böyle üç renkli doğmuşum ve bu şekilde tüylü hemcinsim çok fazla yok. Özel olmayı seviyorum. Bu aileye doğduktan 2 ay sonra katıldım. 3 yıldır buradayım ve çok mutluyum. Bir büyüğümle birlikte yürümeyi, herkesin sürekli beni okşayıp sevmesini çok seviyorum. Sabahları 15 dk. kendimi sevdirmeden kimseyi evden göndermem.

Bu ailede en çok yemek işini seviyorum. Bunlar sürekli yemek yapıyor, bana da hep yiyecek bir şeyler çıkıyor. Pek yemek seçmem. Kemik, et tabii ki favorim ama bamya da yerim, pilav da yerim. Genelde kendime ait tabağımdan yerim ve içerim ama bu konuda çok katı değilim. Güzel bir et parçasını tabağında bırakıp giden bir aile üyesi varsa, bazen dayanamayıp onu da yiyebiliyorum. Benim yorumlarıma pek bakmayın derim, çünkü bana hepsi çok lezzetli geliyor. Bir tek çok acı olunca sevmiyorum, ama az acıya da hayır demem.